2/19/2008

yinede

yinede
bir yere gitme...
iyi ol ,ama yinede varol ,sağol
olur mu
çünkü tahammülüm yok
dünyadaki kötülüklere,
değerlerini savunan
inandıkları uğruna savaşan dürüst insanları görmek
en azından güç veriyor bu dünyada insana
beni tanımasanda varlığımdan bihaber olsanda şu dünyanın diğer ucundan biri senin iyi olmanı diliyor...

gün aydın

gün aydın hayat her ne için varsan her ne için var oluyorsan

2/18/2008

bir nev-i ş............

yürümeli:ayakları şöyle vura vura düşmeden korkmadan ıslanmadan pat pat,yürüdüm yürüdüm çocuklar gibi.........
dinlemeli:m.molina nasıl iyi geldin nasıl güzel yakıştın şu beyazlığın neşesine......
içmeli:b.
çikolatalı mocha ext. hot elde sokakta......
yemeli:sıcacık mı sıcacık minestro bir çorba dumanı tüten.......
dolaşmalı:dağ tepe
dümdüz.........
seyretmeli:her ne istyorsak
almalı:tooooopshoooooptan
ve
sevmeli

bol tel şehriyeli

tel şehriyeli çorba
patates kızartması ki hayatın anlamı
spagetti dikkatimi çekerim tel şehriye ile akraba
ve can alıcı nokta
beyaz çikolatalı sufle değil tabi ki ,kadayıf tatlısı yakinen tel şehriye ile kendileri akraba olur
teş tel ve tel şehirye olayı buram buram
bunları hiç üşenmeden seçip mönü teşkişl eden böylesi birilerine teşekkür eder onlar adına kendime afiyet olsun der yine bekleriz deriz

...gündüz düşlerinin sahibi bir aydınlıkta bir kadın şarkısıydı,bilinmeyen dilde...önüne kattığı adımların gölgesini savuşturmaktan hiçbir zaman korkmazdı,zamanın geçkinliğindende...kesik uçlu eldivenin parmak uçları sallanıyordu cebinden dışarı ve bir türlü adını doğru söylemekten emin olamadığı bir şişe kanyak ile...tüm yazarlar neden aynı şekilde bakıyorduysa bu mavi gözlü adamda ona tanıdık bakıyordu şu anında...sanki onu tanıyordu...adı konulmamış bir oyundu bu...adam duruyor kadın ona yürüyor kadın duruyor adam ona koşuyordu...sauranın filminin açılış sahnesi gibiydi ilk karşılaşmaları,kaçak ve ani bakışların rengini onlar dahil çevrelerindeki herkeste fark etmişti...onu ilk gördüğünde aklından ne geçmişti bilmiyordu ama şimdi her gördüğünde heyecanlandığı aşikardı,çocuk gibi oluyordu en son kapının ardına saklandığı duruşundan ona bakan gözlerini hediye bırakmıştı.aşk olabilir miydi bu...tanımlayamadığı kocaman bir şeyin içinden henüz çıkmaya çalışan kız korkuyordu bellide ediyordu üstelik...bu hali korkutuyormuydu adamı bilmiyordu ama ürküttüğü kesindi...kısa bir yürüyüşün, uzun koridorunda ona bakan gözlerini yakaladı yine çakmak çakmak...utandı kız kendine çekildi...bir fincanın çeperinde kim aşağı korkusuzca bakabilecek oyunu oynuyorlardı.sanki...umarsız ve az biraz serseri adımlarına henüz yeni kavuşmuşken bağlanmaktan bu defa artık korkuyordu,özgürlüğünü kazanmaya çalışıyordu hala,yeşil montunu giyip boynuna sımsıkı sardığı atkısıyla uyandığı sabahta beyaza karışmış kentin kucağına koştu ayakları su çekene elleri üşüyene kadar...içine bir kaç damla kanyak karıştırılmış sıcak bir kahve donmaya yüz tutmuş ellerini ve kimbilir belki kalbini de ona geri verebilirdi...cam ardından seyre daldığı şehrin görüntüsünde ona böylesi tanıdık bakan adamın maviliğini hatırladı ,proust aklına geldi,yinede korkuyordu...bu kadar kısa sürede, bu adamı düşünmeye başlamak üstelik bir heyecanla
bu ne dedi allahım
bu ne

2/17/2008



sadakat aşka aitse sadakatsizlikte aşksızlıga.dogru.cok dogru a.ümıt ask k6peklestıremıyorsa ınsanı ask degıldır kı.

2/15/2008

sadece hissetmek

emin değilim...hiç hemde...sadece uzun uzun bakıyorum sessizce ve düşünüyorum...düşünüyorum...

hislerimle değil aklımla malesef

düşünüyorum,bir güvensizlik denizine düşmüş gibiyim,sadece hissetmek ve düşünmemek istiyorken oysa...hissederek düşünmemek ne güzel birşey oysa

2/13/2008

she would't have believed me
yazıyor o duvarda

2/12/2008

biraz ciddiyeT

hayatta olabilecek
hiç bir şeyin
şaşırtmayacağı
bir
yerdeyim





peki ben buraya nasıl geldim soru işareti

2/11/2008

iyi müzik


iyi müzik:iyi çaldılar,çok çok iyi ayakta alkışlanacak kadar keşke babylonda olsaydınız daha çok yakışırdı gibi sanki
iyi dans:milonga, enfesti seyretmesi şimdi
iyi yemek:keçi peynirsiz ispanyol salata:)bilmem sevemedim şu keçi peyniri bab. lou. duyurulur
iyi şarap:güzel bir kadeh kırmızı caberne house da...

2/07/2008

sabah sabah 5



etrafımda bu kadar ilkeli,kurallı ve işini fazlasıyla düzgün yapan insan görmekten aşırı sıkıldım!!!herkes kendi işine baksın bu bir ve herkes kendi işine baksın buda iki...anlaştık mı...brekfeast on the morning tram güzel cd seni 3...süper bir elbise gördüm ve dayanamadım yine aldım bu dört...
/kanyak/içmek yada -konyak- içmek istiyorum bu ara sadece,
buda
evet 5

2/04/2008


kapağında istanbul olan cd

pazartesi


notaları,


özgürlüğe özgürce

2/01/2008

en
sevdiğim
gün
oldu
........
birde
birde
toplantıya
hep
geç
kalışların

1/29/2008

his

latin bakışına saklı ezginin sarı saçlarında
notanın son ayağında bir balerin
ne yapacağını bilmez bir kız duruşunda
karşılaşma karşı karşıya
an meselesi mi
mavinin keskinliğinden korkma
korkma bu defa
bu defa kaçma sen
ürkeklik kol gezsede
kaçma
korkmadan
4 harften

.-

o kadar incitici ki hayat o kadar hemde biri bana beni anlatıyor kendinden korkmadan çok /

k

ı

r

ı

cı.-

1/28/2008







1900...............

-küçük şeyler için-de sen çizgi çizebilir misin


peki sen
bunca güzel çizginin sahibi sen,
küçük bir çizgi çizebilir misin
sade, net
ama küçük bir çizgi güzel adam!
bu hayattaki
büyük şeyleri utandırırcasına
küçük bir çizgi,
baş döndüren dağların heybetini
okyanusların iç kabartan derinliklerini
bir nefesten çıkan buharı
bir çakıltaşının köşelerini
resmin tuale düşmüş halini
şairin hecelerini
bulutun el sallayan halini
''anna''nın yankısını
bu evrenin gerçek sahiplerini
ve sonra
kalbin derinliklerini
çizebilir misin sahi güzel adam!
anlatabilir misin
küçük bir çizgide
bize
unuttuklarımızı
hatıralarımızda
.
.
.
'peter zumthor' için

-küçük şeyler için-de dans edebilir misin



gözlerimin önünde bir rüya geçmekte
ardında bir peri, pabuçları sürüklemekte

göz sahanlığında yuvalanıyor ’üvercinka’ lar
sıcaklığı kaçmış güz bahçesinde
serseri adımların nidalarına
yönsüz doluyor artık sular

anlayamadıklarımın bulutu geçiyor uzaklardan
tek celsede ruh yargılanıyor
tanıklığının gölgesine üşüşüyor yabancılar
parçalanıyor tuşlar kendi sözlerine
yurt savruluyor ellerimden şimdi
dökülüyor köşeleri şehrin
küflü sandukaların masal kokuları
dağınık sabahların önsözü gibi,

güzel kadın!
küçük şeyler için dans edebilir misin
küçük notalarla
küçük seslerin üzerinde
küçük adımlarla,
yıldızlara sarılı düşlerim var
zarif peri kanatlarında,
uçuşan adımlarının gölgesinde
ve samimiyetin kesiksiz nefesinde,
elleri iki yana uzanmış mavilik gibi
ormanlar çoğalıyor dallarından
yuvalanıyor mor kuşlar
ve bir zeytin tanesi
aydınlık kadar yeşilin müjdecisi

su damlası nedir desem
anlatabilir misin güzel kadın!
tek adımda usulsa
sessizliğin çelengi gibi şşş,
bir dalganın koynundaki heceyi
bitmeyen tangonun lirik sesini,
sur dibine sotelenmiş şarapçının
elleri ardındaki bozuk para sesini
ve vuruyorken soğuk kirpiklerine
buharından çıkan yüzünün kirini,
bank kaçkını gececinin
sokağa düşmüş dizlerini,
sırtına yüklediği gündüzün
dinmeyen kalp çarpıntısını,
birde aşk var dimi
aşkın tek hecesini
anlatabilir misin sahi güzel kadın!

yağmur çalarken gökyüzünde
yeryüzüne vuran şimdi bu en güzel sen
adımların çukurları ne kadarda derin
bak doluyor güzel kadın!
her bir adımında hep bir -tane- sen
çoğalıyor gün yüzlü tomurcuk

hoyratlıklar ve aldatmacalar ve kandırmalar
ve senin bilmediğin
kötülük dolu kör kuyular
şavkı vurmadan daha son dördüne
adımların ilk dördünde ağardılar

bulutların ardında yıldızlar var dimi
peki neden görünmüyorlar şimdi
yoksa
yoksa onlarında mı kalbini kırdı biri
ışığına küstürdü,
yağmur ıslatmaz ki ama hem
sakınmasınlar n’olur kendilerini güzel kadın!
ıslatmaya kıyamaz yağmur
yıldızların yere düşen ışık izlerini,

kıyıya vuran dalgaların getirdiği bir kitap var düşlerimde şimdi
sayfalarında mürekkebi kağıda karışmış mavi kelimeler,yitik,
her bir sayfa elimde parçalanıyor iplik, iplik,

güzel kadın! dans edebilir misin bu kitabın sayfalarında
sesi sonsuzlukta artık

''zeynep tanbay'' için

1/27/2008

2 an aynı [ ]







.] © 2008. Template by Dicas Blogger.

TOPO