6/26/2007

şiir'e ..




düşlerin içinde küçük bir bahçe
bulutların üstünde bir gece
bir yaprağın gölgesindeki tek bir serinlik
bir güneşin akşam duruşundaki uuuuuupuzun gölge olsak ..

bir cenovaya hapis bir rüzgar tanesi ..

6/22/2007

rengide beyaz ..










mor bir denizin gölgesi bu sessizliğin

bir yorgunluktayım
bir yoklukta belki
belkide yokluğun yorgunluğunda hayat

ikindi vakitlerinde okunacak ezanları bekliyorum
bir avlu dolu bilinmezliklerle
anlamsızlıklar taş geçitlerde yine
kanat takınıyor kuş uçarken
tünelin rutubet kokusunun üzeri ise örtülmekte
yoksunluğun elleri dolaşıyor dört yol ağızlarında
zehirli bir ok yönsüz saatte bilmem kaç hızda

yalpalayan bir yelkenin rengini seviyorum şimdi

bir yelkenin yalpalayan rengini seviyorum belkisiz şimdi

söylenecek bir sessizliği varmış dile gelen
sessizliğini söylüyor şimdi

oysa ki

bana bakan gözlerinin rengi mor aslında
ve
bir sessizlik şiiri yaz aklından yine

sesi usulca olsun ..

6/15/2007

la confession-a..

La Confession çalıyor

ve

ben dinliyorum

Küçük bir gülüşle ..

6/08/2007

şiire


hayat seven insanların bekleyeceği mucizelerle doludur...
m.proust

6/01/2007

şiire

şiire..

5/30/2007

minicik











ruhsuz bir gün bugün
ruhsuz ve bensiz
tekrarları tekrarlamamaya yemin ettim
dün gecede.
kendime açtım kendi sözlerimi
özgürlüğümü ellerime aldım söylenmişlerde
şiirler yanıyor-muş artık düşlerde
külleri uçsuz bir renkte

suyun izi taralı gölgede
ve
şehire sarılı metal kokusu...

5/06/2007

sevmediğim seslerin şarkısını dinlerken

pembe ağaçların gölgesinde uyandım
sıkıntılı bir kıvraklık dolandı ayaklarıma
tamamlamadım
çukurcumada sandık içinde naftalinler
yaşlı bir amcanın gülüşü
mor bir ayışığı tasvirinde
usulca sokuldum, renklerimi döküp kalakaldım

4/26/2007

bir avuç ' kum tanesi '

kelimelerde yaşanan şey nedir,hayata dair hiç bir paylaşım olmadan...en basitinden bir hapşırık anını bile paylaşmadığın dolu bir sessizliğin içindeki /şey/inatlaşma mı desem suskunluk mu desem boşluk mu desem ,nedir peki,gerçeklik mi yoksa yoksa yoksa ...
sorularım ve yine ben ve yine
yan yana...

benim bu hallerim bana çok tanıdık geliyor ya hani ,seninde işte bu hallerin yine bana çok tanıdık geliyor...

tanıştığımıza memnum oldum sen ve ben!

müsadenle bu deli saçması yazıyıda o halde artık sonlandırayım dimi yeni başlamışken-bak deme demedim-görüşürüz yakın zamanda umarım yine, kendine iyi bak diyesim geliyor ama...

beni eleştirenler:bir arkadaşım geçen gün bana sürekli hayatta neden huzursuzluğu ve zoru seçtiğimi sordu...sorun yoksada neden sorun çıkarttığımı sordu,

beni eleştirenler 2: yine başka bir arkadaşımda hayatını yaşa artık dedi,ha ya tı nı ya şa

beni eleştirenler 3: annem bu aralar yine aynı söylemlerine geri döndü

beni eleştirenler 4:...........................................

beni eleştirenlere toplu yanıt :) öhö öhö,

hayata dair
tutunduklarımı
-inandıklarımı-
doğrularımı,
gerçeklerimi,

uçan bir balona koyup gökyüzüne salsam,
atmosferdeki katmanlardan birinde patlasa,
tüm yeryüzüne dağılsa,
herkese bir zerrenin milyonda biri kadar dağılsa,
hani böylece herkesede yük olmasam,
bende artık kendimdeki bu yüklerden ağırlıklardan kurtulup 'herkes' gibi yaşasam
basit bir gülümsemeyle,
masalaltı bir gökyüzünde,
21 yz. rengeyiğinden:)uzakta,
serseri sokakbaşlarında,
özgür özgür özgürceeee

'her şeyin bana yettiği' bir yer kü re de

ayaklarım ve kalbim yine çıplak olarak...

ne eğlenceli dimi...yeni tanıştığım insanlarla pek bu kadar çok konuşmam ama, sanırım daha öncede tanışmıştık dimi...

yinede tanıştığımıza memnum oldum efendim
saygılar bizden
ha bu arada
bir avuç *kum tanesi* tanıştığımıza gerçekten memnum oldum...kendine iyi bak...
her şeyin farkında olupTA hiç bir şeyin farkında değilmişsin gibi yaşamak sevgili İŞTE HEY HAT çok incitici....
topyekün cevabımdır, sorusu olanlara
ben asla şımarıpta kendimi- bilmem küfredesim var sabahın bu saatinde sevmesemde ediyorum o halde,açıklamamdır ey ben-bir bok sanmam ki,buda zamandan korkanlara.
her şeyin az olduğu, sükutu atlas iyiniyetten duvarlarla korunmuş, basitliğin en büyük gerçeklik,yalınlığın en büyük zariflik,masaldan hamaklarla dolu,saçma sapanlığın özgür mü özgür,erdemlerin köşe bucak ser verip sır vermediği,samimiyetten ağaçların var olduğu üüüütopik bir yer arıyorum
bilen var mı?
hav havlar sadece sevgiyle bakıp sevgilerini sunuyorlar samimice,sıcacık,içten mi içten,onları işte ben çok seviyorum *kum tanesi......

4/23/2007

e.cnsvr


sana hep söylüyorum /senin yüzünde gülmek var /bakınca bir yaşam ordusu çıkıyor aydınlığa...e.c

içimdeki deniz'e


‘denize/denize/ve derinliğin hafifliğinde,rüyaların gerçek olduğu yerde iki kişi bir dileği gerçekleştirmek için birleşti./senin bakışın ve benim bakışım./kendini tekrarlayan sözsüz bir yankı gibi/daha derin,daha derin/kan ve kemiklerin ötesinde./ama her uyandığımda ölmüş olmayı diledim/dudaklarım saçlarına karışmışken/...içimdeki deniz'e.

3/29/2007

1-keyfim yok
2-canım sınır aşkını sıkkın
3-başım feci ötesi ağrıyor
ve
4-neye istinaden .... düşünmeden duramıyorum hala

3/23/2007

'aşk'ın mevsimi olmaz ki
mevsimi olanında adı 'aşk' olmaz ki
aşk mevsimsizliktir
mevsimsizlik

kısacası uygunsuzluk
kısacası başkaldırıdır
doğayada herşeyede
sözün uzunu,kuralsızlık kitapsızlık yolsuzluk kendinin kendini sabote etmesiyse aşk
kısacası doğanın olmayan mevsimidir ...

3/05/2007

şiir zamanı


zaman:
şiirlere
sarılma
zamanı

3/01/2007

Ruhumu yedi kez aşağıladım.

İlki, onu yükseklere ulaşmaktan kaçındığını gördüğüm zamandı,
İkincisi onu topalın önünde topallarken gördüğüm zamandı,
Üçüncüsü kolayla zor arasında seçim yapması gerekip de, kolayı seçtiği zamandı,
Dördüncüsü bir yanlış yaptığı ve kendini başkalarının yanlışlarıyla avuttuğu zamandı,
Beşincisi güçsüzlüğe sabrettiği ve sabrını güce yorduğu zamandı,
Altıncısı bir yüzün çirkinliğini hor gördüğü ve onun aslında kendi maskelerinden biri olduğunu anlamadığı zamandı,
Ve yedincisi bir övgü şarkısı söyleyip de, bunun bir erdem olduğunu sandığı zamandı.

H.C

2/26/2007

g t m o

vicdanı olanın adı 'insansa' varlık olarak bu dünyada
ötelerde berilerde uzanamadığımız yerlerde
vicdansızlar ordusu dört bir yerde..........
kendine ait kıldıkları bu dünyada
herşeyin yegane sahipleri kendileriyle
dünyalı olmuşlar gerçek sahiplerinden önce,arsızca......
iyilik için güç sarfetmek gerekmezken
kötülük adına güçler mücadeleler saniyeler saliseler
yapabileceklerinin üstünde yapılanlara kötülük sahip çıkmış
bir gülüş ezikliğinde iyilik saklı köşe
ey insan!
unutmuşsun kavramlarını magmanın yakıcılığında
unutmaki insansın
sanki insan,insana yakışan......

2/22/2007

yinede affedeceksiniz biliyorum .........

insan olmaktan utandım bugün...

bir nevi 'dünyalı' olmaktan kendi adıma çok utandım.ağladım.
affedin bizleri olur mu...
affedin insan dünyalıları.........

2/13/2007

mutluluk diye bir şey hayatta var!

insana ait çünkü düm değerler...insana ait çünkü tüm duygularda...insana ait çünkü tüm yaşananlar...kavramlara ait kılamazki insan duyguları,imgelere bağlayamaz yaşanacakları,mutluluk varken mutsuzluğa esir olmamalı...şiirlere yakışır yaşanmalı hani ya aşk!mutsuzluk kadar mutlulukta işte var,terazinin bir kefesi mutluluksa mutsuzlukta tabiki var ama kavramlar ardına saklıdır sadece ilahi aşk ve yaşanamayanlar...
bu dünyada insana aittir tüm duygular...
her gerçeğin içinde saklıdır, mutsuzluk kadar mutluluklar...

1/26/2007

...yolun karşısından yürüdüm bu sefer değişiklik adına hani sözde...değişen tek şey ne dedim sonra bana,küçük bir gülümseyişle,
aynılığı karşıdan izlemekten başka ne ola ki dedim kendime.......aynılığı karşıdan izledim sabah,sadece, sessizce,

1/25/2007

ince bir sızı taşır tüm kemanlar şimdi ikiniz adına

...bir kadın ki dağlardaymış yol iz dil bilmiyormuş,bir kadın ki küçükmüş ürkekmiş kaçak bir yolcu gibiymiş,bir kadın ki öksüzmüş yetimmiş kimsesizmiş,bir kadın ki altın bir kalbi varmış...
...bir erkek ki cesurmuş,dürüstmüş,savaşçıymış...
bir erkek ki dil yol iz biliyormuş, bildiği tümleri öğretmiş...bir erkek ki öksüz yetim ve sahipsiz bir kadının elinden kendi tüm yetimliğine rağmen tutmuş kollamış dünyası havası suyu olmuş...
...öyle bir erkekmiş ki kalbi altın mı altın,öyle bir erkekmiş ki kendi güçsüzlüğünü kadınına güven olarak sarmalamış,hissetmemiş hiç kadın kendi güçsüzlüğünü,sahipsizliğini o erkeğin kollarında...
...öyle bir kadınmış ki sevginin tüm erekleriyle sevmiş,bir eli erkeğin yüzünde korumuş kollamış yıllarca...
...bir kadın ki erkeğine kucağını açmış,bir erkek ki o kucağa sarılıp sımsıkı sarmalamış...
...o kadın o adamın işte hem sevgilisi hem eşi hemde aşkı olmuş,kendini adayacağı olmuş,bir dilek ağacı olmuş adam kadın için,kadın adam için her gün bir dilekle dallarında yer bulmuş aşkı sevgisi kocası için...

ancak böyle bir erkeğin yıllarla ölmeyen, daima büyüyen ezgileri, kulaktan kulağa meydanlara işte böyle yankılanır olur........

bir kadın o erkeğin herşeyi,bir erkekte o kadının herşeyi böyle olmuş işte yıllarca..........

ve o kadın haykırmış o erkeğin ardından meydanlardan,meydanlara.........

ve aşkıda ancak bilenler böylesi haklıyla yıllarca yaşarmış...hrant ve rakel için

.] © 2008. Template by Dicas Blogger.

TOPO