5/15/2008

can yücel...

bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım..
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğin de anladım..
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım..
''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ''git'' dediğimde anladım..
biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım..
sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım..
ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi
beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş..

can yücel...

5/10/2008

herşey gayet aynı aynılığında...harfi harfine aynılığın tekrarı...

5/09/2008

şaire şiirle..

hüzün baz köşe başlarının serçesi
sıkılıyor hayatın ipleri
avuçların çizgileri bir arpa yol boyu
kristal duruşun izi adımlar gölgesi

gövdeye akıyor bahar
dalları şerefelendiriyor kiraz
duruşun ardı gri bir pusu
yüksek sesle konuşuyor hayat
bakışlardan izin almıyor kadın rengi
puntolar sesi ihanetin alçak cüssesi

dün bugünü geçti
yarından sonra, ama

kadehin gözleri
şarabın gözyaşlarında gizli
strauss adımları duyumsamada
valsin o ennnn güzel tonunda

konuşuluyor hayat
şair oturuşlarında
tutunuyor bulutun yelkenine,
ayçiçeğinin güne merhabası
bir el yamacı izdüşümünde.

akdeniz de aydınlanıyor resmin yüzü
dalgalı bakışlarda şimdi…
,
şaire şiirle..

portuondo’nun neşesi

gündüzler var gölgesi derin
şair çocuklu bakışlar avuç dolusu
dökülüyor ressamın fırçasından bir damla
portuondo’nun neşe dolu yankısında

ağacın kıvrımlarına tırmanıyorken şiir
yol boyu açılıyor kaldırımlar

sabahın sessizliğine saklı meis hatırlanışı
kendine çekildiğinde ancak zaman,
dökülüyor en güzel görüntüsünün resmi

kirpikleri doğruluyor defterin, sayfalarına
ince bir sızı,ipince
ara sıra, çocukça olsa da
kurşun kalem sevinçli çizgisine neyse ki hala

uzakta bir adam tüttürüyorken zamanı
gün doğmuyor ellerinin sarısına
aydınlığın neferiyle açılıyor yol
dürüstlük
bir kalem boyu

salıncakta sallanıyor portuondo’nun neşesi
küçük bir gülümseyiş ışığında neyse ki hala……

4/09/2008

o halde yazdık gitti, kapadık bitti

tadilat
dolayısıyla
kapalıyız
özür dileriz

tek cümle

tadilat dolayısıyla kapalıyız yazmak istiyorum, odalarıma kapılarıma pencerelerime duvarlarıma....vs .vs. ve saire...ne olur ki dünya ,hı peki hayat...ne olur ki zati...

sahi...

4/01/2008

şaka tabi

bugün 1 nisan
neşe doluyor insan
şaka tabi
hayatın en direk kendisi

ressamın renkleri

Yürüyorsun yollarda ardı sıra
Dökülüyorken gün, rengiyle kaldırımlara
Köşeyi dönüp festival coşkusuna katılmak var
Ritim tutmak hayatın nabzında
Karışmak damlalardan yağmura
Hayatın tam orta yerindeki meydanda
Elleri kaldırıp gökyüzüne
Atlamak gerek Zeid’ın renklerinin tüm seçkisine korkusuzca işte!
Siyahı bir el geride selamlamalı
Maviyi görünce uçmalı
Kırmızıda durmalı
Gride hafif iç burkmalı
Mor kalbin rengiyse
Sarı hadi asiliğin sesi
Turuncuda çığlık atıp zıp zıp zıplamalı
Yeşilde yaslanmalı omuzbaşı
Ama en kıymetlisini görünce hiç durmamalı
Bulamalı elikoluyüzü rengarenk beyaza
Bulanmalı aydınlığa kendi rengiyle,
Daima...

3/27/2008

hep bir aynılıkla yaşıyoruz her günümüzü

bilmem nedir bunun nedeni
korku mu, alışkanlık mı ,umursamazlık mı

hep bir yarınlara çok inanarak yaşıyor uz
bilmiyorum bununda nedeni ni
yarınlardan mı çok umutlu yuz
yoksa
umursamazlık mı,alışkanlık mı,korku mu

3/24/2008

arzuhalim

bu akşamın hüznü zaman
martıların sesinde dalgaların rengi,
saklı haliçin yüzünden yükseliyor
artık şehrin sabahı .
durgun
incecik bir tül gibi.

kesintisiz bir şarkının haykırışı
puslu izmarit yakası gibi
şehrin
rengi mi
bu

bıraktığım yerde devam eden hayatn izleri
ağlamıyor artık dizleri kanayan çocuk gibi.
solgun gün çiçekleri gibi çağlıyorsa aydınlıklar
kelimelerin efendisi başka ne denir ki
hızlı kalabalıkların içindeki girdap
çekmiş bırakmaz artık seni
metaya başkaldıramıyor gövden senin
ruhundan yok olmuş gitmiş silinmiş
latin ülkesi izleri

acıtıcı

örtüsünü çekinirken şehir
yokluk bu
hala yokluk
gündüzün sesi

suya taralı izler buluyorum sokaklarda varlıksız
ihanetin hiç bitmeyecek sesi

magrittenin tablosu gibi aynalara bakan sen dolu
sanki ortaçağdan kalma bu meydanlar,
şimdi.

arzuhalim
beyaz bir zarfta kalemin ucuna düştü işte bu mühürle şimdi.
şiirdeki sesim
sessizliğim benim.
kapatılan bu şiirin
mühründe şimdi.

3/20/2008

gün yüzlü kuytulukların üzerinde, ince bir ipte yürüyordu...

gün yüzlü kuytulukların üzerinde, ince bir ipte yürüyordu...iki elinde asılı hayatların sesi...ayaklarını kesen bu ipin acısına karışmıştı gözyaşları,umursamıyordu göğün rengini,tam karşısında ufukta beliren rengin çekiciliğine kapılmış savrulan rüzgarın yüzüne çarpan şiddetini dahi kucaklayabiliyordu artık...akıyordu gözyaşları yanaklarından ,durmadan...haykırışın içinde saklıydı hıçkırıkları,siyah gecenin ardını beklediği o sabahtaki gibi acıtıyordu canını bir şeyler...derin bir nefes aldı ,ayaklarının üzerinde bir iki yaylanıp kendini boşluğa bıraktı ipin üzerinden...kollarını iki yana açtı,kanata benzer bir yelpazelenmenin koynunda bir düş kaçkını olarak uyandı güne,bir kaç bakış izi ,bir kalp sesi ve o koku ilk hissettiğiydi,derin ve upuzun bir nefes aldı...
elini kalbinin üzerine götürdü ,en çok sevdiği şeye işte,kalbinin sesini dinledi parmak uçlarının ürkekliğinde ,gülümsedi yine yanaklarına süzülen birdamlanın serinliğine...gözlerini kaplayan buğunun ardına saklandı hınzırca ve çocukça...erguvan kokusuna bulandı tümleri...

3/19/2008

geçmişten çıkıp geldi ansızın bugüne

kendi tufanım bu...kendi mücadelem...kendi r.................

bugüne digital notumdur geçmişten

hava çok sovuk sovuk sovuk iştem...incecik pardösüylen bu sabahta dışarı çıkayn beyn üşüyecek belliki eve gideyken yine beyn eyyy blok...saygılarımla bugüne digital notumdur geçmişten





lounge oxigenden berbat,oxigen loungtan berbat çalarkene karşıma kim kim çıktı yaşasınnnn şşşşşş susun bakim...

işte yine o an

e. arolat yine mimar arıyor yani allah bana bir şey mi diyor bir şey mi bir şey mi...hımmmm...

toscana ya gitmek istiyorum yine centilmen bir italyana aşık olmak ve orada kalmak istiyorum...ispanyollar hımmm gönül kontenjanında sizede yer var ammavelakin iki ünlem
güzide ülkemin güzide halkı size sanırsam ki akıl kontenjanımda dahi yer yok ,kaldı ki neden olsun dimi e artık yani.....
pardon bir şey mi dediniz tek ünlem
dediniz dediniz duydum /olodum dan smile

herkese ve herkeslere özgürlükkkk

piyale madra ya ne denir ki,
süpersin süperrrr

ıııııı! ben
cillik yok
yok
yani

3/17/2008

formül-ü şahane

küflü peynir

+
porcini mantarlı makarna
+
bakınız yan taraf eşliği
=
işte
formul-ü
şahane
gerisi bahane
iki satırda yahya kemal'ce...

3/07/2008

...ince uzun bir akşamın hüznü çöreklenmişti ellerime puslu...gün batımları...ah o gün batımları...mavi bir denizin şavkı olsa şu an*da, gözleriyle konuşabilse insanlar...ah bir konuşabilse...ah bir konuşabilsem dediğin anda diz boyu taşkınlıklarda hayatın tüm sesleri,neyse...kelebek ve dalgıç giysisinin kapağını üstüne giyip dolaşmak istedim derinlik sarhoşluğunun koynunda misinaya takılı hayaller ülkesinde,masallar olsun yine,anlatanı ,dinleyeni aslında dinleteni...hissetmek soğuğu...ilk dalışımda dans etmiştim ya hani aslında hiç tanımadığım o adamla o mağaranın içinde,canım çok acımıştı...hayır canım! bir yere çarpmadım beni...su altında hiç tanımadığım o bir adamın o süpriz dansı mutlu değil mutsuz etmişti beni...hep kötü süprizlerin sihirbazı ,şapkadan çıkan tavşanlardan artık sıkıldım...hiç konuşmadan gözlerimle yazı yazmak istiyorum artık,okuyanı olmasada...derinliklerden vaz geçtim ,paçalarım sıvalı çakıl taşlarıyla oyalanıyorum nicedir,varsın uzun çarşının sonundaki dinletiyi ben yine kaçırmış olayım yada o kaya mezarlarının ruhunu sardığı bir gecede dümeni kırdığım anfi tiyaronun sessizliğinden korkayım...nasılsa basamaklarında bir önceye ait boş şarap şişeleri olacak şarap ucunda akmaya hazır bir kaç damlasıyla...korkmadan o bir kaç damlayı elime damlatıp kokusunu salacağım özgürlüğe yine,yıllar önce içinde bir kağıtla denize salınmış yardım çağrısı misali...
meis ,ah meis
akdeniz 'e

olağannnnüstü güzellikte bir şarkısın


don't you want somebody to love?
don't you need somebody to love?
wouldn't you love somebody to love?
you better find somebody to love . . . love! ...................

3/06/2008

kendi yarat-ık-tıklarıma cevap:

_____________________________________________
_______ _üzgünüm sen o değil miş sin.

durakta oturuyordu ,mütemadi bir kaç araba hızla geçip akşamın gölgesini sürüklüyordu ardından ...herkes hayatını oynuyordu ...birisi ise karşısına geçmiş hayatını sadece seyrediyordu...o birisi,o birisi...o birisi tuhaf ama kendisiydi...

sıkıldığını hissettiği anda
başını dayadığı metalin soğuğundan çekti kafasını,
bakışlarındaki anlamı yakalayan
bu tanıdıklıktan da sıkılmıştı bir anda...
hoşçakal dedi yürümeye başladı...
ne zaman konuşmaya başlamışlardı ki hem topu topu yarım saat...ne kazanmıştı onu anlayan birinin yada ona tanıdık birinin bu dünyadaki varlığı...bu benim için yeterli dedi daha fazla konuşmayalım...
nasılsa sen yinede o olmayacaksın ki yarat-ık-tıklarıma cevap vermekten sıkıldım çünkü artık dedi üzgünüm_________________________hey bayım!az önce buralardan bir kız geçti gördünüz


.] © 2008. Template by Dicas Blogger.

TOPO