8/28/2008

...

teşekkür

evet hep açık gidip gelen ağzın içindi;
gökyüzünün o huysuz maviliği içindi;
elma kokan bir türkçeyle konuştuğun içindi;
ölümün sefil, kötü belleği içindi;
her gün pazar kurulan o sokaklar içindi;
saçında uykusu kaçmış çiçekler ıslattığın içindi;
çocuklar okuldan dönüyormuş gibi sesin içindi;
işte bütün ama bütün bunlar için sana teşekkür derim.
güzel ırmak

İlhan BERK

8/21/2008

a/forizma





















hayatın içinde yaşanan şeyin adı: yaşamsa
yaşamı yaşar kılan ne peki!

sordu bir tuhaf soru imge
ardına takıldı uyak
yinede
aynılıktan sakınmak gerek
bağırdı arka koltuk
huysuz bir adam gövdesinde
-duracak- var
yol yakınken -inecek- zaten çok
açıldı demir kapı uğultuları
dinlermiş gibi yapan kulak kemiklerine
insan ihanet eder mi
en çok kendi denklemine
diz boyu perçinlerin
bencillik akrostişleri
bulutları kovalıyor şimdi
kağıt helva dümeni
ve
sırnaşık gönye düzleminde
kalabalık gülüşler ülkesinde
herkes bir diğerini kandırıyor
aynadaki kendisinde
ağlamaklı dizlerin
yalansız dolanları
dökülüyor başından aşağı,
yalan söylemeye hazır diller
bilmesede
önce kendine itirafçı zaten,
izliyorsan elin kolun bağlı
biliyorsun demek filmin sonunu
hayatın içinde yaşamsa
yaşamın yaşarı ne peki!
kollarını koyduğu okyanusun rengini anlayamıyorken daha,
...insan,

neyi nasıl anlatacak ki yaşamın yaşamakta ki tadı:derdini/ hayata_______


arkalar boş ilerleyelim,yaşam

hayat,bi dakka dursana!

8/19/2008

geri dönüşümsüz gün

kitap vitrini cam sarkıtların
temiz köşeleri var hala izlenilen
çapaklanmış ellerin piyano tuşları
soluklanıyor en erken

suya karışmadan az önce
kıyılarının dibinde
bir kıyamet ki
kalbin kadar

bileği burkan kristal geçmişin
ince belli bardak gölgesi
arnavut kaldırım dehlizleri gibi,
sakar düşlerinin çiçekleri
dinleniyor meşe fıçısı rengi

diz altı tekil buluşmalar
dirsek ardı çoğul dolaşmalar
ve masalar
masalarda hep kırmızı gövdeli akşamlar
ve masallar
masallarda
hep
karşılanmalar

uğurlayışlar var birde
siyah beyaz kartpostallardan
beyaz siyah sarılmalara,
bileti önceden alınmış
bir seyirlik masal karşılığında…

bizahiti, öğlen ,yürüyen merdiven iniş istikametindeyken ısrarla çıkış yapan müstesna bir kişilik gördüm,gördüm yani...başardı mı derseniz, azmin elinden evet hiç bir şey kurtulmuyor/muş. netekim...alkışlar...


ketıl/daki suyu elime dökme becerisi göstererek 2 parmağımı yaktım ,canım acıyor biri itfaiyeye haber versin acilinden please...poyrazda artık bir zahmet dursun bugün...küreselleşen dünyada zaten canım genel sıkkın mümkünse şu anda dünyada dursun, bir tur atayım durmuş halinde...dedikten sonra şu insanların pervasız çöp atıklarından büyük bir perva-böyle bir kelime var mı emin değilim- örneği göstererek atık toplayan şu çöp toplayıcı müstesna arkadaşlarım o kadar yüce bir iş yapıyorsunuz ki,o kadar yani tabi anlayana o/da ayrı...velhasılı demem o ki her sabahın köründe ısrarlı bir şekilde bir poğaçayı kesekağıdındayken birde poşete koymayın,koymayın nokta ben poşete koymayın please demekten bıkmadım bunca senede lakin ama,e! pes yani, sizin şu ısrarınızda takdir-e şayan sayın sayınlar...
eliniz poşetten bir zahmet korksun,
e!korksun artık yani...
bugün kü sosyal sorumluluk mesajımdan dolayı kendimi tebrik ediyorum,aferin ben iyi halt ettin.unutmadan pilleride çöpe atmayalım aman ha.

8/18/2008

mavi














patikaların alnından süzülen mavi
mevsim icabı başrolde
yazın gölgesine sığınan akşamlar
ağır aksak şarkı renginde

denizin kıyıya vuran dalgası
kokusunu çekiyor en önce içine
derin solumaların ardı
taş gövdeleri
serin mi,serin

kalabalık adımların altında
eriyorken asfaltın rengi
şehrin keşmekeşliği
kuytu sokakların terinde gizli

düşlerin güneyinde
avlular var begonviller ardı
kirece bulalı ak pak taş sokakların
kayrak üstü kilim oturuşları
birde bir fincan kahve
demezler mi
mangal gibi yürek ateşinde

sonra günbatımları var
anfi basamaklarında sahnelenen
yüzyıllar öncesinden gizli bir ağıt gibi,
şiirlerin en güzel perdesinde
en güzel temsilin şiirinde,

akdenize kıyısı olan pencerelere
gözkırpıyor olmalı meisin kirpikleri
kendinden kopan bir rüzgar tanesinde
bordalayan rengin mavisinde…

8/15/2008

balık-ekmek-caz

bazen hayatımdan çıkardığım bir şey yada şeylerin tam ortasında buluyorum kendimi...nereden çıktınız ki demeye ramak kalmadan hemde kuşatılmış oluyor gibi oluyorum...tuhaf yani...velhasılı demem o ki bu akşam s.köse ve önder focan saat 20 itibari ile yarın akşamda jam session yine saat 20 itibari ile bebek parkında dinlemek isteyen sevenlerini beklerler efendim,balık-ekmek-caz başlığı/ istanbul 2010 avrupa kültür başkenti ağırlığıyla...

öğle durumları/olimpiyat meseleleri-hafta sonu kuşağı

sabahın saat 8 inde gülle değil ama ona benzer şimdi adını anımsayamadığım bir spor etkinliğini izlerken etkinlikten ziyade sporcuların yüz ifadeleri daha ilginçti,incelemeye değer takdire şayan o kadar pes yani...başarısız olduğunu düşünenlerde bir burukluk bir tuhaf üzüntülü haller olsada esas iyi derece elde edenler,ki işi bozan zaten onlar,böyle dereceler elde etmeseler hoş kimse üzülmeyecek herşey güllük gülistanlık seyri sefer eyleyecek ama arkadaşlar sevinç ve mutluluktan da uzak getirin parçalayacağım öldüreceğim modundaydılar dereceler sonrası,bir savaş boyaları eksikti suratlarında birde çalılar etrafta...neyse,neyse ve yine neyse malum insan evladı işte ayağı tökezleyip sanırsam ki hırsın içine kapaklanmış

okuyacak gazete bulamıyorum artık, radikal tuhaflaştı ,tarafa ben tutunamadım-bir kaç isim yinede var ama teselli-,birgün ıııı eskisi gibi değil...dünyanın tüm seslerine tüm titreşimlerine tüm renklerine açığız ama şu gazete okuma konusunda malesef kapalı ve tek yönlüyüz işte...


k iyi ,okuması çok keyifli hoş bir edebiyat dergisi...şiddetle tavsiye olunur...


unutmadan arda arda 4 yüzme yarışını seyrettim, 4ünüde abd kazandı, tebrik eder 4x4 için 40 kere maşallah deriz efem


sonra ,hava çok sıcak hemde feci,eylül bir an önce gel ve gitme ve bitme


öncesinde ,elimdeki bu projenin acilen bitmesi şart,ama haftanın yorgunluğu çıktımı çıkıyor şu anda gelde bunu şefine anlat, tabi,oldu ,şöyle buyurmazsınız


'turgut uyar' bu aralar sebepli sebepsiz, nedensiz nedenli, sende kendimi kendimde seni buluyor gibiyim,kaleminize sağlık efendim...


istiklal kitabevinde yok,megavizyona bakmadım ama muhtemelen yok,mephistoda yok,lalede yok,yok yok kardeşim nedir bu cd lerin hali sözbirliği etmişçesine yok oluyor ve varoluyorlar aynı anda


abracadabra anladığınız değil anlamadığınız anlamda,arnavutköy iskelesinde d.erbayın işlettiği süper keyifli ötesi ,süper keyifli öte manzaraya sahip, süper keyifli huzur verici velhasılı süper mekan yani...


şimdi rilke demiş ki-hayatın her duruma hakkı vardır- her gün insan bu sözü kendine niye söyler ki sahi...demiş iyi demişde ,sustum ,neyse...


ve piyale madra...muhteşem kadın...

8/13/2008

kaldırım mühendisliği etc.

kaldırım mühendisliği kesinlikle bir bilim ve ilim olmalı ,olmalı olmalı ve de olmalıdır,yerel yönetimlerde istihdam edilmeli ihtimamla kollanmalıdır,bir kenti kent yapan en nadide unsurlardır,kaldırım deyip geçmemek lazım...cihangir kaldırımları ,habitat sonrası herhalde bu kentin yaşadığı çin işkencesinin uzatmalarına kaldı ki cadde-i kebir(-haşmetbaamım ya:-) bile bu kadar ızdırap çekmemiştir...geçtik


metro yürüyen merdiven kullanıcısıları sevgili kardeşlerim sağda niye durmuyorsunuz sabitinden,bırakın ya rahat bırakın şu sol'u!...geçtik

hımmm etinin kepekli üzümlü bir bisküvisi çıkmış çay ile güzel gidiyor... geçtik

kondüsyon 0 hemde en kocamanından ,10 dakika sonra dizlerde bir titreme gözlerde bir kararma karına giren bir kramp ayakalrda su baloncukları daha ne kadar dramatize edebilirim diye düşündüm ama sonuç koşamamak işte,oysa eskiden böylemiydi ah ah,hımmm kışın bu duruma bir el atalaım bakalım görünüyor yine koşu bandı yolları... geçtik

fena bir cephe olmayacak gibi duruyor,şimdilik, en azından yada... geçtik

brusier yine bir şeylere kızmış gibi görünüyor...kız ama gitme olar...sus ama kabul dur...bunları söylediğim içinde bana da kızma olar:) yalan yok bi kere korktum valla:) durduk

ay sonu miro' ya ayrılan sürenin sonuna geliniyor sağlıcakla kalın demeden önce bir koşu gidip görmekte fayda var
bu fotoğraftaki şeyin adı kuitti ve bir zamanlar hocam olduğu için kendimi şimdi çok şanslı saydığım hüseyin abiye ait şahane bir çalışma,bir sergide de yer almış, kaynak belirtmek istedim:"Kuitti: The Colours of The Rubbish" başlığı altında Helsinki, Punavuoridesign Galerisi'ndeki FRAGMENTS adlı karma sergide sergilenmiş...meraklısı arkitera/dan hüseyin abinin yazısını da okuyabilir... durduk

boncuk istiklalin benim için anlamlarından biri,müdavimi olduğu sokak aksanatın karşısındaki meşelik sokak,enfes bir şey harikulade bir köpek...muhakkak gözucuyla olsada çıkarken yada inerken bakarım bakarım ona...durduk
tünel house cafe yaz makarnası fena değil gibi...ama gs daki yeni mekanlarında açık söylüyorum yüzlerinede söyleyeceğim gittiğimde servis felaket...yada hep bana felaket...geçtik
döner kebap dönmez olsun...keşke herkes 'arif dino' gibi böylesi güzel 'beddua' etse...durduk
ne varsa asmalı da var,ruhu var en başta.

8/12/2008

ellerim hiç dert görmesin olur mu ammada gevezelik yapmışım bugün...şöyle bir baktımda...

hım


madem burayla başladık bugüne blog bu müstesna yer ile sonlandıralım kısmen...ilhan erşahin hafta sonu burada çalacak-mış, duyururum ilgililerine ,sevenlerine ,ki erşahini dinlemeyi çok ama pek çok severim umarım kaş'a da bir şekilde gelir 1 ay/ı bulmaz bir sürede...
şimdilik bana müsade...

el ilanı niyetine blog ilanı:
saatler 14.59 u gösterirken radyoda çalan şu bilmediğim bu parçayı, -duyan bilen gören- varsa, insanlık namına bu ritimlerin kime ait olduğunu ,lütfen en yakın karakola bildirsin...şimdilik hükümsüzdür...radyoya günlük soru sorma hakkımı tamamladığımdan bilahare rahatsızlık veremiyorum malesef...

geveze gün devamında

ibb şehir tiyatroları beyoğlu sahnesi yarışması kolokyumu’na hararetli tartışmalar damgasını vurdu
değil vurmuş ki şu yarışmalardan birinden -eksik kalırda hani- katılmadan gidersem kesin gözüm açık gidecek...bugün yanlış hava ve tabi ki yanlış elbise...ne kadar rüzgar o kadar no dress ammavelakin düşündümde düşündüm sonra kıvamında,yanlış gün yanlış yer, yanlış zaman yanlış bişey, yanlış yıl hepten yanlış yüzyıl işte devamında şu benim zavallı şeytan hep sakat hep topal ,şunun bacağını şöyle bir layıkıyla kıramadım gitti...ızdırabı büyük olmalı...hım kötümüyüm neyim...

can sıkıntısı ve can sıkıntısı kabuğu

öğlen oldu çıkıp biraz yürümeli...rusya devlet başkanının insanlık namına verdiği bu kararı düşünmeli sevinmeli ve gündüz vassafın pazar yazısının haklılığını da tekrardan anımsamalı....

la cantine


leyla nın yanı,tünelin sonu,asmalının girişi,lale nin karşısı,ayşe erkmen in o keyifli yapıtı manzaralı ,galip dede yokuş başı ,şirin mi şirin minicik bir kafe...sahibesi çok şirin,akdeniz salatası süper devamında bilumum mönüsü/yle gidiniz görünüz ve yiyiniz efenim...böyle yerler mümkünse çoğalsın şehirde çoğalabildiğince...
kaldığı yerden devam....

kaş o kadar çok özledim ki seni...az kaldı



sabahın bu saatinde tonlarca söyleyecek şey nasıl buluyor insan,
başkasına değil ama en direk kendime,yine...

geçtim her şeyi velhasılı şurayı görmemiş olsak hani bir nebze diyeceğim - yok yani bu güzide mekanın diğer mekanlardan en ufak farkı hatta fazlası bile olabilir!- hadi onuda boşverdim dünya küçük mü küçük,pek küçük hemde, kısacası claude challe iyi çalıyorsun herşeye rağmen şimdi...daha az sigara içmeye çalış ve sık sık gel olur mu...belli mi olur...

8/11/2008

aborda



elleri yakın bulutların sabahı
uzansam parmak uçlarımda
göğü çekeceğim gri iplerinden,
sökülecek iplik iplik
perdeleri açılacak
sanki uçurtmanın
damlaları dansına

kent şehrinde dalgın
köşebaşlarının yorgun büfecileri
gazeteye sarmadan veriyor
koltuk altı düşlerini

kalabalık sokakların tenhalığını adımlıyor
en erkenden gün
mevsim dişleri bileylenmiş gibi
kendine saklı güneşin kollarına,

ufuk düşmeden daha kıyılarına
yol alıyor sırtında yüküyle
adımların hayat çizgesi
dilinde ıslık tadındayken şarkısının rengi

uzak kıtalarda
kıyı iskarçalarında
yaşanıyor olmalı
abordanın sarı sevinci,
gözünden düşerken tamda
kirpiklerinin sesi…


mahmud derviş :(

...

kuşlar bana bıraktı şarkılarını
ve ben koştum yürek atışına tarlaların.
kanımın derinliklerine in
derinliklerine in
derinliklerine ekmeğin
yalın bir yurdumuz olsun
yasemin bir düşün beklediği.
her günkü ahmed
saf ve basit ahmed
nasıl kaldırdın ayrılıkları
meyveyle taş arasında
kurşunla geyik?
arap ahmed, diren!
kuşatma altında gezeceğiz
ulaşıncaya dek kıyısına
ekmeğin ve dalgaların.
öleceğiz düşü uğruna
bir yurdun
ve bekleyen yaseminlerin.
onda güz'ün eğrileri var.
kandaki şiirdir ahmed.
dağlar gibi kırışık yüzü
yankısı çağıran seslerin
birleşen gövdelerin.
ey tanınmayan ahmed
nasıl yaşadın aramızda
tam yirmi yıl
hâlâ belli belirsiz yüzün
hep çizgilerinde dolaştığımız
tanınmayan yüzün
ey ormanlar
alevler kadar gizli ahmed
bize yüzünü tanıt
söyle son sözünü
dağılacağız sessizlikte
geri adım atacağız
işitsin diye ölüler sözlerini
yaşayanlar
belki tanır diye çizgilerini.
ahmed
ahmed kardeşim
kahramanca ölümünü bekliyoruz
ne zaman?
ne zaman?
ne zaman? .."

[mahmud derviş]

8/08/2008

iyi akşamlar şiiri




bir yol açılıyor olmalı
ufku derin

bir gülüş doğuyor olmalı
kıyıları yakın

kenara geç



d
a
l
i geliyormuş kenara geçelim...

müze önündeki kuyruğu düşünmek bile istemiyorum 1 ay evvelinden
ki ilginç, böyle bir adam nasıl faşist söylemleri olan partilere karşı sempati duyabilir ki...ilginç yani...

dalgıç kıyafetiyle gittiği konferanstan daha ilginç bir durum,
tabi bence.

bide bu resim bir 'krakerkelebeğine' hediye:)

?nasıl


:: bir öğlen vakti ::: :
gazete okumayacağım dedim bugün,dayanamadım öğlen yine okudum ,tonlarca sinir olmuş durumdayım bir şeylere yine...ciddi anlamda algılama zorluğu çekiyorum,nasıl? ve türevleri sorusunu bir hayli aşalı....
öğlen biraz tehlikeli şeyler yedim şimdi midem ağrıyor ve kendini hatırlatıyor...
gotan project dinlemek istedim cd evdeymiş...
ama wax poetic ile idare etmece...
sözde değil özde güvenlik ,bir vurdumduymazlıktır gidiyor,metro görevlisi güvenlikçisi bey o noktada duruyorsan hani benden söylemesi babana bile güvenmeyeceksinde kime söylüyorum ki boş yani gelen geçiyor gelen geçiyor bravo...
buradaki parkta çok komik kediler var...
merak ediyorum 1 sene sonra okuma şansına ve bahtına erişirsem ne hissedeceğim bu satırlar hakkında ...
...hımmm geri sayım başladı pek bir heyecanlı...
flaş flaş flaş
az sonra

sabah

hayat günaydın...
her nerede ne için yaşanıyorsan dedikten sonra şu yukarıdaki beyefendiyi seviyorum ben,iyi müzik,iyi müzik hep iyi müzik,iyi olmakta başına dert olmuştur eminim...
çıkışa kaldı şunun şurasında 8 saat...
söyleyecek sözüm var günün sonrasına ama hala...
bir fincan kahvenin neden 40 yıl hatırı var sahi,sorarım,sordum,kafama takıldı şimdi alakasız, bir fincan ıhlamur içiyorken şu anda üstelik poşet gibi bir şeyin içinden olsada,buyrun buradan düşünün...

8/06/2008

16:00


16:00

akşamın rengine hazırlanıyorken şehir
ne tasa ne gam
çatıdaki martıya,
kanat vuruşunun gölgesi düşüyorken yere
aynılığında insan,
adımlarıyla

bulutların püsküllerine asılı
saçak saçak çocuk düşlerin
pamuk şekerinin renginde
kendine gülümseyişin

cephesine doğruluyorken ağaçlar gövdeleriyle
akdeniz heykelinin rengi
şiir ve hikaye aralığında,
nehrin sularına dökülüyorken surlar
kırık günün geçitlerinde çengiler
volta atıyor lodos dilinde ıslığıyla

ağustosta haziranın sesi
şairinin de dediği gibi
anımsayış gölgesi

gökyüzüne uzanmış çocuk dalların
bir dilek ağacı bu akşamda gibi

8/05/2008

bir orta yol tutturduk gidiyoruz ama nereye



SU KIYISINDA İKİ GEMİCİ

I

bir balık vardı kalbinde;

çin denizlerinden getirmiş;

ufacık, gelir geçerdi bazen

gözlerinin içinden.

gemici idi ama unutmuştu

meyhaneleri, portakalları;

gözleri suda.


II

ötekinin sabun vardı dilinde;

yıkadı sözlerini, sustu

dünya dümdüz, deniz dalga dalga;

yüzlerce yıldız ve gemisi;

çeşmeler görmüştü roma'da

ye yanık yüzler küba'da

gözleri suda.


F.G LORCA


8/02/2008

kaçıranlar ve de


kaçırmak zorunda kalanlar en direk ekran başına...marcus miller tower of power ile şu anda ntv de ,bu defa bu konser kaçmaz efenim.........dedikten sonra
..............
....................................................
asmalımescit ne diyim ki sana açılıyor önüme sanki ece ayhanın akdenizi,seriliyor dalgalar ,o uzun çarşı yürüyüşleri,buram buram akdenizin kucak dolusu kokusu.......
..............
.....


op/ya şimdi ne oldu ben anlamadım yada anladım yada kafam karıştı yada yoksa yoksa yoksa tanrım bizi zorla yeşilaycımı yapmaya çalışıyorlarkim, dont smoking in önde giden bayrakçısıykende üstelik:)kapı önüne koyup şimdi yeniden içerimi alınıyoruz olay nedir ne değildir:)şu durum bir aydınlansa hazırda aydınlanma çağındayken şu nadide yüzyılda....

................................
.......


şşşş çok konuştun sus ben

............
..............................

bu arada

http://cafefernando.com/turkce/?p=130
süper/ süper ötesi /bol iştah açıcı bir yer bir gözatın usulca........
..................................................
.............................



galatasarayı geçiyorsun ,sağa doğru yanaşıyorsun 2. değil 3. pasajın girişinde dur burada yolcu! içeri girip arkadaki kafa dinleme avlusunda oturup kafanı dinliyorsun,çay içiyorsun,uğultu dışarıdan akıyor mu akıyor sular seller gibi hemde

...............
..........................



büyük harfle yazmalı
SEVGİ ÖZDAMAR
ne harikulade ne şahane bir insan bir insan ve bir insan...büyük bir yürek usta bir sanatçı öncesi benim için...ECE AYHAN için yazdığı ''Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur'' adlı kitap nasıl derler insanın yüzüne kapıları çarpıyor mu çarpıyor...tekrar tekrar okumalı ,başucu kitabı olarak her daim başucunda tutmalı....



unutmadan

akdeniz demişken:



AKDENİZ PENCERELERİ

Açın pencereleri açın
akdeniz'de sabah oluyor
küçük harfli musa hep böyle gökyüzünde


Kıvanç duyuyorum bu akçalı güneşten
çürümüş bankalar borsalar
birazdan açılacak yeryüzüne
ayaklarımız altında kezlerce deniz çayımızı içerken


On beş kuruş uzattı seninki
on beş kuruş bir gazete
aydınlık yüzlü bir kadn bize sesleniyor
birdendire


Akdeniz akdeniz'de çay içerken yaratılıyor
şu bizim dev dudaklı
ve küçük harfli musa için
açın pencereleri açın.

Ece Ayhan


ece ayhan demişken eline ne geçtiyse bir dönem denize atmış ,budur dedim olay,dökmüş bir bir tüm saçmalıkları, keşke bende de aynı cesaret olsa,keşke...

rahat uyu olur mu yıldızlarında,
rahat uyu şiir adam.

7/31/2008

op/ya...ne güzel komşumuzdun sen:(


suç ve ceza

bir zamanlar küçüktük
masum bir düş gezintisi gibi

önce, ellerimiz vardı eşik önü
sözlerimiz yoktu dirseklerimizden aşağı
kırmızı rugan pabuçların ürkekliğini
saklaya saklaya saklayamaz dı
iki oyunbaz hece

bir baktık büyümüşüz
ulu çınarlar
ulu çınarlar şavkı

sonra,ellerimiz koskoca kapı önü
sözlerimizde kilitli sessizlikler
buruşuk küfür siperlerinde
gölgelerimizi avlamışız
birer
ikişer

az önce üçlü asal sayılar
hantal taraçalardan süzüldü tüy misali
sallanıyor iki siyam gölgesi
harpuşta eteklerinde gözleri,
gecenin boynuna dolalı keskin kanatlar
uçuşuyorken lunaparkta
ihbar eden: kendine
pusu kurmuş :kendiyle
ah be ahmak!

kalem kırıldı poyraz savuruşunda
son temmuz akşamında
parçalandı hilal kristal geçmişin
taş sokaklı yüksek duvarlarında

duyanlar sesliyor/muş şimdi şiiri:
suç belli değil ama cezası müebbet gibi...

zzodie/ye


üzerine titrenmedik akşamların
gündoğumlarına yol alıyor keskin viraj
kulak arkasına saklı otoban korkusu
bilekleri buruk sokak yamaçlarında,
ıssızlıkları arşınlayan tekil gövden
kavuşuyor masa lambası keşliğinde
çoğul gölgenin omuz yankılarına,
çoğalıyor ellerin, saçlarının başladığı yerde
ayakların diz sürüyor, yosun tutmuş tırnakların ardında
iskemle oturuşlarında tumturaklı şarkıların
ekşiliği var sanki baktığın yerdeki tüm renklerin
bir bilsen deniz ne çok yakışır sana
köpüklerin içinden çıkıp gelen bir yunus sevinciyle
özgürlük ya hani dost!
özgürlük!
mavi olanından engin ufuklarında,
bir aşabilsen/k dalgaları yara yara
bir kavuşumlu
bir sarılımlı can ile
oturup konuşsan/k köşe başında yaka paça

iki laf ardı sırtının yıldızlarında
söz dinlemeyen kendinle
kendine sarılsan
tekdefada


dosta..

zzodie/ye..

7/25/2008

suçiçeği

hiçbir şey kolay olmuyor suçiçeği
ne rüzgar esiyor dalga dalga
ne yönünü şaşırıyor özgürlük yalpa yalpa
yosun tutmuş zamanın çanları
saat sabahı çalmadan vuruyor nasılsa




hiçbir şey kolay olmuyor suçiçeği
kolay olan herşey ise zaten sana ait olmuyor

the time is out of joint

the time is out of joint
bi daha sabah sabah gazete okumayacağım

7/20/2008

şurdan burdan/ şur-a-dan e bur-a-dan dan dan

.................dün akşam bir arkadaşım ' en iyi kendi keyfimin kahyalığını yapıyorum ' dedi...sonra güldük ...sonra bunu yazmalıyım dedi...yazdı mı bilmiyorum ama ben onun yerine not aldım buraya :) ay sonu çıkacağı mecburi küçük yolculuğunda yolu açık olsun der tez zamanda kendini özletmeden fazlaca sağlıkla dönmesini dileriz dedikten sonra..............


..........miles davis doo-bop cd si aranıyor ki hala ne aranıyor,yok yok yok,olmaz olmaz olamaz ..............


....şu ceymis bond filmleride bir türlü kendini eskitemedi hala oynuyor hala kendini seyrettiriyor be mübarek,hım seyredelim bakalım.............


..........kadehi soğutmalarını rica ediyorsunuz sizi kırmıyorlar böylece serin bir kadeh kırmızı şarabı şu yaz günleri sıcağında keyifle iç iç içiyorsunuz...................


..........................şili şarapları ucuz ama iyi iyi,hiç endişe duymadan tadabilirsiniz niye ucuz ki bu diye şimdi vesveseye gerek yok öyle yapmışlar öyle göndermişler işte,ama ucuzluğundan şüphe eden giriş cümlemdeki arkadaşım güvensizliği nedeniyle keyfine kayif katacak bir unsuru gözardı etti mi etmedi mi...etti bence söyledim ama kar da etmedi dedikten sonra............


..........bir kaç gün kafa dinlemek.............sonraki bir kaç günde dinlediğim kafamı gürültüyle doldurmak gibi bir devinim içinde olacağım sanırım öyle görünüyor yada............


......................şimdi sen o ahşap kazığı o toprağa çakıyor musun çakmıyor musun kaldı ki kısmi bir hafriyat yapıyor musun yap mıyormusun,oradaki karıncayı böceği solucanı yerinden ediyor musun etmiyor musun,bitki örtüsünü sınırlandırıyor musun sınırlandır mıyor musun, e lütfetmişsinde beton kullanmadım diyorsun kullanmaman kabahat, allahtan kork be güzel kardeşim, nerede doğaya müdahele etmiyorum cümlesi arkasına sığının hemen moda deyim,ekolojik mimariymiş,tüylerim gayet ekolojik olanından diken


........hım süper kahraman ceymis bond bu bölümde istanbuldaymış,kaçmaz en direk seyr-i sefer efenim

çizgi molası




7/19/2008

gün bugünde


güzel bir kahve içmeli,,,lisa ekhdal eşliğinde...ara vermeli hayata blog, şimdi bir parça usulca...yorgunlukları indirip sırtından...nasılsa döndüğünde durmadığı yerden devam edecek gün bugününe...

lobi

masif ceviz koyuluğuna asılı tozlu abajurun titrek ışığıyla aydınlanan solgun duvarlarda gözleriniz ,ellerinizle yoklarsınız ahşabın yüzündeki silinmeye yüz tutmuş cilanın izlerini, merdivenin küpeştesini iştahla kemirmiş böcek izlerine ellemeye korkar telaşınızın yanında yüzyıllar öncesine olan bu aitlik ruhunuzu tuhaf bir şekilde okşar, mor püskülleri olan kırmızı halıya adım attığınızda sizi toza bulayan eskilik kokusu vuku bulur adımlarınızın hemen altında…
merdivenin kova boşluğundan yukarı doğru baktığınızda birkaç küçük çiğ damlası serpilir olur kirpiklerinizin hemen ucuna vitray camlardan,ürkek ama meraklı adımların teşvikiyle bir iki basamakla hayat bulur akabinde adımlarınız…
şehrin bir sokağına açılır bu mekanın girişinde bekler olursunuz bir kadeh şarabın kokusuyla,saat takmasanız da duvarda hep bir saat vardır size zamanı hatırlatan nasılsa,
ara sıra ayaklarınızı rahatsız ettiren topuklu ayakkabıyı usulca çıkartmaya çalışmalarınızı hissettirmemeye çalışırsınız bu davranışın yakıştırılamayacağı varsayılan bu mekanın zarif şıklığı şahitliğinde, yüzünüze destekçi elinizin kenarından dışarı bakarsanız ,kalbinizde bir şiirle...
dalgın şekilde baktığınız cam ardında tüm hallerini yakaladığınız küçük bir gülüşle, bir misafiriniz belirir hemen önünüzde,size durup bakar kulaklarını öne eğer ,o kadar ki bu uzaklığı yakın kılmak adına kapının önüne kadar gelir usulcacık, başını okşamanız yeterlidir,
sonsuza kadar kapının önünde bekleme garantisini sunan bir davranışla kıvrılıp yatar cam ardından önünüze, siz içeride olmayı seçseniz dahi sizi göremeyene kadar bekler sizi,sadece sizi,ta ki...
sigara içmediğiniz için ,yan masadan gelen o diğer davetsiz misafirin yönünü çevirmelerini rica edersiniz tamda bu anda,bu nazik algılayışlarından dolayı da içinizde iyi ki böyle insanlar var hala diye bir sevinçle karşılarsınız kendinizi...mekanın ucunda bir hazırlık gözünüze çarpar,başlamıştır akşamki konser hazırlıkları piyanonun akort sesleri çok hoşunuza gitmese de size yaklaşan garsondan şarabınızı yenilemesini rica edersiniz...
şehrin kalabalığı sergilenir olur bir anda,
uzak sandığınız hayallerinize dalarsınız yakınınızdan.

7/17/2008

yanılsama ve yanılgı



yanılsama ve yanılgı aralığında
koptu düş süzülüşleri
nazik adımların avlusuna açılıyor hayat
sıcak süzülüyor duvarlarından
kanatların şavkını tırmanıyorken gündüz
öykünüyor kendi duruşuna resim bütünüyle

kendine bakmaların kirpiklerinde
mola veriyor izlerin
taş plakların tozlu raflarında
ellerinin sokaklarını dolaştırırken
sırtını dönüyor gündüz
kendine ve bana

ikimizden ayrı dolaşan bir biz
ondan ayrı bir siz
akordu bozuk piyano metninde
tuşlara doladı ressam fırçasını
zeid’ın cehenneme övgüsünde

seven dedi ki :

sevilen dedi ki: kelebeğin ömrü kadar kanatlarım
seven dedi ki: sakın üzülme, yurdumun bu en güzel toprakları

sevilen dedi ki: renklerimi yeni kazandım
seven dedi ki: korkma,her bir rengin sende kalsın

sevilen dedi ki: açıyor gülüşüm gökkuşağı üstü
seven dedi ki: gördüm, gökkuşağına vuran gülüşünü

sevilen dedi ki :bulutların üstündeki yıldızlar nerede
seven dedi ki : bak birer birer düşmüşler saçlarının her bir teline

7/16/2008

tek istekleri alkış ve

'' Ron Jackson gitar,

Bob Dorough piyano, vokal
Chris White bas
Leopoldo Fleming vurmalı çalgılar
Paul Robinson davul


Dee Dee Bridgewater vokal
Raul Midón vokal
Stacey Kent vokal
Sibel Köse vokal '' gülüş olan insanlar.....enfestiniz enfes....hep gelin

7/15/2008

bir dosttan sabahta geldi

Uzakça bir ormanda, son derece güzel dans eden ve bununla ün yapmış bir kırkayak yaşarmış. Çekirge çok kıskanırmış onu. Bir kenardan seyredermiş. Bir gün çekirge, oturup bir mektup yazmış kırkayağa: “Sayın Kırkayak Hanım, danslarınıza şöyle hayranım, böyle meftunum. Yalnız size bir sorum olacak, çok merak ediyorum, acaba dans etmeye başlarken evvela hangi ayağınızı atıyorsunuz?”

kırkayak mektubu okumuş, düşünmüş, “Sahi evvela hangi ayağımı atıyorum acaba?” Nereden bilsin, hep yüreğiyle dans etmiş o güne kadar, düşünüp planlamadan. Şimdi hangi ayağını, hangi ayaktan önce attığına kafa yordukça, karışmış her şey. Ve bir daha hiç dans edememiş. Aklın sınırları var. Yüreğin yok.

7/13/2008

ortak+lık



ortak+lık


ortak bir konuydu,beni ona götüren
yine
ortak bir konuydu,benden onu alıp götüren
ortak konumuz hep aynıydı
ama

ortak-lıklarımız hep farklıydı

genel geçer mevzuların bahsi

aynı nakarat tekrarında
bugün dün/ü geçti
az önce,
yarına çeyrek var
şimdi,

ikindi saatli sulara
balıklama dalıyor hayat,
anılara ve anlara
korkusuzca.
çınarlar gölgesinde
itaatkar eğilişindeyken
GÜRÜLTÜLER, sessizliğin tamyanında,
içi içe geçmiş siyahlabeyazın
rengi orta bir ton koyusundan gri.
sırça köşkün eyvanını adımlarken aldanış
uzak çatıların üzerinde parlıyor kristal gözyaşları
duruşun saklı gölgesindeyken ürkeklik
meydanlara açılan acının son demleri
çocukluğun bahçesindeki salıncaklara teslim…

kısa ceketin kollarından sarkarken saatin dumanı
telaşlı adımlarda sevincin ritmi

sokaklar mağrur yürümekte gündüzü
yaşlı bir akordeon sesi kalabalık
kamondo merdivenleri kimsesizliğinde
refik’in yıllara saklı şarkısı,
kehribara dönerken yüzünü ,ayın şavkı
kıyılarına çekildi artık günün sancısı.

hayat
sandıklarımızda
değil
sanmadıklarımızda
sanırım
saklı.

genel geçer mevzuların bahsi
az önce
şiirin kelimelerinden geçti
ve
gitti


parmak uçlarındayken şehrin akşamı
mumları dizili gündoğumlarında neyse ki sabahın aydınlığı...



şiir kitabım yok kraker...bunlar kendi kendime karalamalarım açıkçası...bu güzel sorun için çok teşekkür ederim:)çok sevindirdin...[cgdmt] tarafından eklendi.
02.06.2008 12:06:32
Bir şiir kitabın var mı cgdmt ?Kraker tarafından eklendi.



donpunto ya02.06.2008 23:34:26
sizi burada görmek ne hoş:)mazur görürseniz,neşeniz hiç eksilmesin isterim tüm cayilliğinizle birlikte kat kat artsın:)yazılarınız çok ama çok keyifli....ki kamondo merdivenleri belki biliyorsunuzdur bilmiyorum ama bankalar caddesine inenen art-nouveau nunda çok güzel örneklerinden olan,çok sevdiğim merdivenlerin adıdır...malesef bu benimki biraz meslek hastalığı:)dünyayı bazen mimar gözüyle algılıyorum,affediniz efenim...çok teşekkür ederim düşünceleriniz için...
*paradoks*a02.06.2008 23:22:51
çok teşekkür ederim paradox,seninde o güzel kalbinin o pırıl pırıl ışığına sağlık...tekrardan teşekkürler :)
donpunto02.06.2008 13:26:37
Çok güzel, ama Komodo benim kulağıma daha hoş geliyor ...
*paradoks*02.06.2008 11:39:36
"hayat sandıklarımızda değil, sanmadıklarımızda gizli, sanırım.." o kadar güzel ki.. söyleyecek söz bulamıyorum.. gönlüne sağlık..


akşam/a methiye


yağmurun kolları göz kırpacak gibi şehre,
açılacak sanki bulutların penceresi,
tutunacaksın paraşüt misali damlanın boynuna
atlayacaksın sakar,engin bir ufka
söylenecek sanki akşamın şarkısı,
anlatılacak dünler, bugünde,
bilinecek mi sanki yarının muamması
ondan sonra ki günde de.
yaşayacaksın bugünü bugünde,
içindeki heceye asılı şiirde,
taşacaksın arka bahçene giden patikaların izlerine
çocukluğa saklı düşlerinle.
şehrin kahverengiliği savuşturulurken sırtından,
koşar adım sokaklar dizilecek avlularda,
akşamın kırılganlığındayken siluetin,
iz süreceksin gecesefalarının omzunda,
günyüzlü aydınlıklara dolanacak uçurtma,
havalanacak gelecek zamanlı masalların ,
sihirli lambasındaki uslanmaz cini
-yine sana-.
soracaksa da üç dilek hakkı
tek dileğin olacak ısrarda.
bileceksin
az olanın çokluğunu
daima.
derin solumaların olacak yürüyüşlerin ardı
özgürlüğün renginde,
duyumsamaların olacak saçlarını ördüğün yaprakların damarlarında,
çınarlar,çınarlar gölgesi bir adım boyu serilecek önüne,
koşuşların sonra ,bırakıp ardını ardında,
yeminin olacak cafe del mar mevsimleri,
sırdaşın olacak almaşık duvarlar,
renklenecek kurşunkalemin rengiyle satırların izi,
yankılanacak adımların, arnavutkaldırımları ardı,
yön bulacaksın bosphorus’a bakan kıyısından,
gülümseyeceksin içtiğin çayın dumanında,
-aniden-.
açacak olacak gülümsemen
açılacak bu anlarda
tomurcuk tomurcuk
...dalından sana…
sonra,
bir mine çiçeği kıyısına vuracak düşler,
yalpalayacak
minik bir gülümseyişte,
usulca bakacaksın
dokunmaya korkar
bakmaya çekinir hallerin doruklarından
sarılacaksın, sadece ve sade.

çekilir olurken şehir kendine akşamında,
sokaklarına vuran çakıltaşlarını toplayacaksın paçaları sıvalı ayakların yalınlığında…





cgdmt16.06.2008 23:44:46
varlığınız için ayrı ayrı hepinize çok teşekkürler...herşey gönlünüzce olsun,mutluluk rüzgarları peşinizi hiiiç bırakmasın...bunlar sadece kelime,hisseden kalplerde, o yürekte sizde...
Kraker15.06.2008 21:13:42
birşeylerden daral geldiğinde gideyim cgdmt'nin sayfaya der ve gelir okurum tek tek, uçuşan kelimelerini.
*paradoks*09.06.2008 10:55:58
"Bileceksin az olanın çokluğunu daima..".. akşamlar çok geç oluyor artık.. hatta, akşam olmadan, gün geceye geçiyor sanki.. çok güzeldi.. yüreğine sağlık..
Osman özeker08.06.2008 10:47:10
Bir an olsun ruhumun dinlendiğini ve gönlümün sevgi duyğularıyla yoğunlaştığını hissettim. Ellerinize sağlık.+++25
kocayurek07.06.2008 00:04:40
AN'ın sessizliğine...

selamlaşma hatırına
















yokuşun ardında
usturanın kapalı gözleriyle açıyorken karanlık
yırtılıyor sessizliğin hareketinde
dağılan inci kolyenin ipleri,
örümceğin parmak izlerinde
tanımadık yüzlerin dokunuşları
uyanıyorken
gecede ve günde,
ağlarını kendine çekiyor zaman
kıyılarına vuran ney sesinde...
mevsim aydınlanıyorken rol icabı
Galata Mevlevihanecisinin yeni doğmuş güne hazır duası
ellerinde yürüyor şimdi galip dede den yokuş aşağı...
bilmeli ki kendin
korktukça -hayattan- sen
korkacak –yaşamın- kendisi işte senden...

acar kedinin kuyruğu
tırmanıyorken yokuşun ardını o tüm zamanların sırtıyla,
ellerin birer ordu sana
ellerin birer top tüfekse
güne bakan çiçekleri gibi serilmeli yola tabur tabur...
sen sana bakmaların bahçesindeyken
dumanı tüten çayın kokusu vurmalı çatılara,
papatyanın açılacaksa beyazı sarısından önce
geceye sarılmadan,
düşlere dalmalısın en önce ,
sende
seninle yine...

parmakların ucunda doğacaksa doğumlar
şehrin bilmediğin sokağında
karşılaşacaksın tanıdıklarınla her nasılsa,
iki üç ahbap kelime ardı
gülüşler açılacak saçların başladığı yerde
ve
övgüler dolacak adı : selamlaşma hatırına

dur duraksızken kendine
kapanmaya an bulacak gözlerin
bakar gibi yapıp
görür gibi olacak kirpiklerin seni,
anlıyor gibi davranacak
uyuyor gibi olacak rüyaların,
yorgunluğundayken sol yanın
sağ kıyısına da vuracak sancısı ansızın
susar gibi yapacaksın göz bebeklerinle
ağlar gibi olacak dudak kıvrımların
belki
konuşmaya yeltendiğin o anda
tanışacaksın karşılaşmanla
ve
mısralar

d
ö
k
ü
l
ecek....kırılmadan-darılmadan.


selamlaşma hatırına...




14.06.2008 00:57:02
çok teşekkür ederim songül,bu çok güzel çok içten düşüncelerin için tekrar tekrar teşekkür ederim...herşey gönlünce olsun[cgdmt] tarafından eklendi.
13.06.2008 10:56:45
Ya harikasın tek kelimeyle.Yazdıklarını topluyorsun demi arkadaşım.Bak senden imzalı bir kitapını alacağım unutma bu sözümü .Duygu selinde kapılmanın devamıyla daha çok yazacak bizlerde okuyacağız.Harika yüreğine sağlık mutlu kal.Songül Özışık tarafından eklendi.
11.06.2008 10:00:12
çok teşekkür ederim link için,bilmediklerim varmış onlarıda öğrendim,hoşgeldiniz efendim,herşey gönlünüzce,dilediğinizce olsun...[cgdmt] tarafından eklendi.
11.06.2008 01:23:20
Merhaba! Benden de bir selamlaşma on gün aradan sonra sizlere kavuşmak ve o muhteşem şiir ne güzel Galata Mevlevihanesi denince aklıma geldi sanki yazıya bir katkı gibi : http://onpunto.com/ForumSubject.aspx?Id=4142 selamlar..hayattorlak tarafından eklendi.

[cgdmt]11.06.2008 13:52:26
:)çok teşekkür ederim,çok sevindirdin ve utandırdın...teşekkürler paradox.....
*paradoks*11.06.2008 10:27:15
yine muhteşem.. yine yine.. başka bir aleme dalıyorum, şiirlerini okurken.. beyazı sarısından önce açan patapatyalar gibi..:)) kalbine sağlık..

7/11/2008

sarmısaklasakda mı yemesek


grip olmak ile olmamanın eşiğinde dolaşan bu benin bugünden istekleri:
1-topuklu aaaakabımın ayaklarımı acıtmaması
2-çabuk akşam olması
3-haftasonunun olabildiğince ağırdan ve de ağırdan geçmesi
4-birinin benim yerime şu planı çözmesi akabinde çizmesi akabinde sunuma hazır dumanı tüten bir proce haline getirmesi
5-şu yandaki güzellik
6-şu sabahta akşamına hazırlanan şehrin ,günbatımını maviliğinde yakalama çabası......

7/10/2008

romans















sabahın uzun ellerinde iç gıcırtıların sesi
vapurlar yelkenler arası
mağrur su dağları dizisi,
kendine akan nehrin damarları
açıyor zakkum misali şimdi ardışık
gün doğumlarının göz alan şavkına
ve
sevincin çocuk ağzına
,
ressam elinde
gülümsemeler ekiliyor hızlıca
yüzün topraklarına
takvimlerden ilkbahar nasılsa
,
süreksiz sürek takibindeyken kokun
adımların seher vakti manolya
sana benzer hallerin tarlalarında
buğdaylar başaklar
ve
aylardan eylül
yazın terk ettiği
sonbahar salkımları incisi
,
karanlıkları aydınlatan ikili asal sayılar
tekil kandillerin sıva çatlaklarında
ekspresyonist düşler
tebeşir beyazlığında
çizilmekte
isli mürekkep dumanına
,
galata köprüsü oltalarına
vuruyor denizkızının sözleri
yeni cami avlusu güvercinleri
saraylar dolusu girlandla
kanat açıyor beyazlığa
,
eski şehrin mukarnasları
soluksuz tırmanıyor kiremit çatıları

kapalıçarşı bakışları
kalemkarlar romansı



25.06.2008 23:46:19
-bende kötü bir şey demedim ama :)))şu anda sanırım bir gol daha atıldı bende dışarıdaki seslerden bunu anlıyorum;)o halde tez zamanda geleceğede uyak şiir yazıla:)...çok teşekkür ederim krakercim:)[cgdmt] tarafından eklendi.
25.06.2008 23:30:53
yok yav kötü bişey demedim :) ne bilim seni okurken burnuma mangalda kaynayan türk kahvesi kokusu geliyor sonracıma elinde üzüm salkımı olan harem kadınları,safranbolu evleri atlılar,süvariler, fatih sultan mehmet falan yani işte anla yav :)Kraker tarafından eklendi.
25.06.2008 23:18:00
-hımmm,şimdi sen bana sanki ağır abla mı yoksa antika mı demek istiyorsun krakercim bende bunu çözemedim :)dur bakalım...açıkçası seçim hakkım olsaydı sanırım bu yüzyıl yaşamak için tercihim olmazdı,yok tahmin ettiğin o yüzyılda değil şimdi :)kaldık mı gene ortada :)şiirlerde yaşıyoruz gibi,sanki işte, haddi aşmadan:)sevgiler[cgdmt] tarafından eklendi.
25.06.2008 16:36:24
alla alla... bişi var sende böyle saraylı sultan, haşmetbaam gibi bişi ama çözemiyorum :)Kraker tarafından eklendi
.




mevsim haziran

kıyılara saklı rüzgarın neşesine kapılmış
akdeniz iklimi karşılaşmalarında
parlıyor güneş elleri haziranda
beklenmedik köpüklerin neşe dolu rıhtımları
tütüyor yaz döngüsü akşamında

ayaklarını sallıyor mendirekte zaman
masal kahramanlarının
bir varmış bir yokmuş/lu hikayeleri
yaramaz çocuk renginde,
kıyıya vuran rüzgargüllerinin
kanadının sol köşesinde
açılıyor taş sokakların rutubeti,
köhneliği az önce geçmiş evin cumbasından
adımların önünü örtüyor
kirece bulalı gölgeler
sulara karışan balıkçının ağları
şairin bahçesinde
bordalıyor düşlerini şiirlerle,
ayrık kafiye vezninde
orsasına seyir...

özlediğin toprakların dinmeyen yankısı
gün batımlarının sesli hecelerine saklı
uzakta göz kırpar ada sahillerine
tam yol rota,
kalbinin neyse ki miço köşesi hala...







*paradoks*a18.06.2008 23:58:06
ne güzelde bir şarkı var dimi ada sahillerinde diye başlayan:) ah ah, bir adalı olmayı ve hayatımı orada geçirmeyi çok isterdim...özel ve farklı yerler bence...neyse bu saatte bu kadar yeter:) çok teşekkürler kalbine sağlık paradox...
Songül-e18.06.2008 23:55:46
:)teşekür ederim songül,çok teşekkür ederim...kendinden bir şeyler bulmana yani 'hissetmene' ayrıca çok sevindim,evet bu karalamaları topluyorum :)bakalım zaman ne getirecek :)çok sağol...
*paradoks*18.06.2008 15:48:41
Ada Sahillerinde bekliyorum... düşlerimi şiirlerde bordalayarak.. harika.. "atın beni denizlere" diyesim geldi, bozkırın orta yerinde.. yüreğine sağlık..:))
Songül 18.06.2008 11:14:36
Yine döktürmüşün arkadaşım harikasın.O kadar duygulu yazıyorsunki begenerek bir şeyler kendimde bularak okuyorum.Topluyorsun demi şiirlerini yüreğine sağlık sevğiyle mutlu kal.
[cgdmt]18.06.2008 00:34:56
ben teşekkür ederim:)herşey gönlünüzce olsun...
hayattorlak17.06.2008 22:27:07
Nereden bulursun böyle derin izler taşıyan duygusal mısraları.Sıcak havada bile serinlettin.Teşekkürle
r

şairler meclisi

ayartılmış ruhun sesiyle konuşuyor zaman:

yankılanıyor elleri paslı sarı
dökük kelimelerin ardı tufan
bir kadın toplamaya yelteniyor
savruluyor gün
savuruyor eteklerini__________
ağzı doğru konuşmuyor kelimelerin
gözleri aykırı hikayenin
satırlara yaklaşıp kendimden u z a k l a ş t ı ğ ı m her an
eksiliyor kendim benden
gri açıyor yıkık dorukta
gün sızıyor kitabın sayfalarına adı haykırış.
bırakıyor ellerim/ellerimi ardımda ]
ardımdan gecenin parmakları çağlıyor avuçlarıma...
porselen gıcırtıları asılı kapı kanatlarına
saklılığı var sessizliğin duyulan
gece bakışlı kor duruşun
gün yüzlü aldanışı bu, kanat renkli.
konuşuyor yabancı kelimeler mat resimlerde
yırtılıyor gece şimşeklerin sesinde
kapaklanıyor aşkın üstüne kaftan
kaftanın içindeki sinsi ruh gölgesinde,
dökülüyor şiirin dizleri suratından
almaşık duvarların ardı uçurum
gülhanenin sonu dipsiz bir havuz
yalnızlığa atılmış bozuk paralar gölgesi
iki parçalı kapağın yüzü yitik
bir martının son haykırışında
şiirler uçuyormuş külleri donuk

şairler meclisindeki kanat çarpıntılarında




hakan11.06.2008 13:32:19
'' ağzı doğru konuşmuyor kelimelerin '' çok begendim
[cgdmt]30.05.2008 12:44:43
utandım...haddim değil ama çok teşekkür ederim yinede paradox...kalbine sağlık
*paradoks*30.05.2008 11:42:20
Muhteşem bence.. şairsin sen.. :))
[cgdmt]30.05.2008 09:53:15
her şey insanda saklı...teşekkür ederim dileğin için songül...
songül29.05.2008 11:16:19
Hoş bir şiir.'Ayartılmış ruh'özellikle bu söz ilğinç geldi.ayartılmış ruh benim rehumda ayattıldımı acaba...mutlu kalın
.

Jose Canton Navarro'yu kaybettik

Kübalı yazar, tarihçi ve araştırmacı Jose Canton Navarro'yu kaybettik .
1925 yılında Pinar Del Rio'da doğan yazar mesleki hayatına öğretmen olarak başlamış, güç koşullar altında hayatını sürdürürken Marksizm ile tanışmış ve ülkenin ilk Marksist partisine üye olmuştu.
Devrimin zaferi onu tarih alanındaki çalışmalara yöneltti.
"Emek Hareketi ve Sosyalist Devrim Tarihi Enstitüsü"nün kurucuları arasında yer aldı. Daha sonra "Küba Tarihi Enstitüsü"ne dönüşecek olan kuruluşa emekli olana kadar katkıda bulundu.
1966'da "Küba'da Prekapitalist Rejimler" kitabı yayınlandı. 1970'de yayınlanan "José Marti'nin İşçi Sınıfı ve Sosyalizm Üzerine Bazı Fikirleri" adlı eseri 1981'de ve 2006'da yeniden basıldı ve "José Marti ve İşçiler" başlığıyla Venezuela'da yayınlandı.
Yazarın, 1996'da yayınlanan ve Küba'nın tarihsel sürecini anlattığı "Küba: Boyunduruk ve Yıldızın Mücadelesi" eseri çeşitli dillere çevrilerek yabancı okuyucu ile buluştu. Kitap, en son geçtiğimiz aylarda "Küba Tarihi: Bir Halkın Anatomisi" ismiyle Yazılama Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştı.
Ulusal kültüre ve Küba eğitimine katkılarından ötürü, Frank Pais ödülü ve Ulusal Tarih Ödülü gibi pek çok ödüle layık görüldü.
Yazar, tarih alanındaki hakimiyetinin ve üretkenliğinin yanısıra, farklı fikirlere açık tutumu, mütevaziliği ve devrime bağlılığı ile tanınmaktaydı.
Jose Canton Navarro, José Marti Küba Dostluk Derneği'nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği Küba ile Dayanışma Haftası'nın bu yılki onur konuğu olarak davetliydi.
Küba dostları Ekim ayında düzenlenecek haftada Navarro'yu eserleriyle anacaklar.

dı-bir zamanlar-dı





































bugüne not bittabi öylesine

1-hava çok sıcak
2-tatile çıkmak istiyorum
3-massive attack kaçar mı kaçmaz mı kaçar mı kaçmaz mı...kaçmaz elbet...
4-yine tatile çıkmak istiyorum
5-yürümek hımm gölgede ve deniz kenarında serin serin şöylece
ve
6-hayatı ciddiye alanlar derneğine ek kontenjandan dahil olmak istiyorum

6/14/2008

yaşasaydı che

yaşasaydı che
saçları beyaz
muhtemelen gülüşü daha derin olacaktı
o hain pusuya düşmeden önce
daha çok adımlar atacaktı

yaşasaydı che
eminim dünden daha çok
bugünden daha az
yollarına düşecekti
bir bir inandıklarının

yaşasaydı che
şiirler okuyacak
okuduklarını önce yazacaktı

yaşasaydı che
en yakın arkadaşının omzuna sarılacak,
bugün tam 80 yaşında olacaktı...

doğum günün kutlu olsun
koca yürekli adam

5/15/2008

can yücel...

bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda
anladım.
herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım..
bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
neden hiç ağlamadığını anladım..
ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
çok acıttığında anladım..
fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğin de anladım..
yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
yüreğini elime koyduğunda anladım..
''sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
sana ''git'' dediğimde anladım..
biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş
sevmek,
git dediklerinde gittiğimde anladım..
sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş
pişman olmak,
gerçekten pişman olduğumda anladım..
ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün
affedilmeyi
beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
sevgi emekmiş,
emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş..

can yücel...

5/10/2008

herşey gayet aynı aynılığında...harfi harfine aynılığın tekrarı...

5/09/2008

şaire şiirle..

hüzün baz köşe başlarının serçesi
sıkılıyor hayatın ipleri
avuçların çizgileri bir arpa yol boyu
kristal duruşun izi adımlar gölgesi

gövdeye akıyor bahar
dalları şerefelendiriyor kiraz
duruşun ardı gri bir pusu
yüksek sesle konuşuyor hayat
bakışlardan izin almıyor kadın rengi
puntolar sesi ihanetin alçak cüssesi

dün bugünü geçti
yarından sonra, ama

kadehin gözleri
şarabın gözyaşlarında gizli
strauss adımları duyumsamada
valsin o ennnn güzel tonunda

konuşuluyor hayat
şair oturuşlarında
tutunuyor bulutun yelkenine,
ayçiçeğinin güne merhabası
bir el yamacı izdüşümünde.

akdeniz de aydınlanıyor resmin yüzü
dalgalı bakışlarda şimdi…
,
şaire şiirle..

portuondo’nun neşesi

gündüzler var gölgesi derin
şair çocuklu bakışlar avuç dolusu
dökülüyor ressamın fırçasından bir damla
portuondo’nun neşe dolu yankısında

ağacın kıvrımlarına tırmanıyorken şiir
yol boyu açılıyor kaldırımlar

sabahın sessizliğine saklı meis hatırlanışı
kendine çekildiğinde ancak zaman,
dökülüyor en güzel görüntüsünün resmi

kirpikleri doğruluyor defterin, sayfalarına
ince bir sızı,ipince
ara sıra, çocukça olsa da
kurşun kalem sevinçli çizgisine neyse ki hala

uzakta bir adam tüttürüyorken zamanı
gün doğmuyor ellerinin sarısına
aydınlığın neferiyle açılıyor yol
dürüstlük
bir kalem boyu

salıncakta sallanıyor portuondo’nun neşesi
küçük bir gülümseyiş ışığında neyse ki hala……

4/09/2008

o halde yazdık gitti, kapadık bitti

tadilat
dolayısıyla
kapalıyız
özür dileriz

tek cümle

tadilat dolayısıyla kapalıyız yazmak istiyorum, odalarıma kapılarıma pencerelerime duvarlarıma....vs .vs. ve saire...ne olur ki dünya ,hı peki hayat...ne olur ki zati...

sahi...

4/01/2008

şaka tabi

bugün 1 nisan
neşe doluyor insan
şaka tabi
hayatın en direk kendisi

ressamın renkleri

Yürüyorsun yollarda ardı sıra
Dökülüyorken gün, rengiyle kaldırımlara
Köşeyi dönüp festival coşkusuna katılmak var
Ritim tutmak hayatın nabzında
Karışmak damlalardan yağmura
Hayatın tam orta yerindeki meydanda
Elleri kaldırıp gökyüzüne
Atlamak gerek Zeid’ın renklerinin tüm seçkisine korkusuzca işte!
Siyahı bir el geride selamlamalı
Maviyi görünce uçmalı
Kırmızıda durmalı
Gride hafif iç burkmalı
Mor kalbin rengiyse
Sarı hadi asiliğin sesi
Turuncuda çığlık atıp zıp zıp zıplamalı
Yeşilde yaslanmalı omuzbaşı
Ama en kıymetlisini görünce hiç durmamalı
Bulamalı elikoluyüzü rengarenk beyaza
Bulanmalı aydınlığa kendi rengiyle,
Daima...

.] © 2008. Template by Dicas Blogger.

TOPO